Buraya Nasıl Başlık Yazıyoruz?
Osmanlı döneminde eurovision olsaydı her sene 1. olurduk. 42 ülkenin yarısı bizimdi zaten.
kilovericembenya:

isyeannnnnnnnnnnnnnnnn


ben ayfonun üzerindeki gümüş rengi kabı çok beğendim. :(

kilovericembenya:

isyeannnnnnnnnnnnnnnnn

ben ayfonun üzerindeki gümüş rengi kabı çok beğendim. :(

Çok seviyordun değil mi? O bir şey anlatırken suratının her bir milimini incelemekten ne dediğini anlamıyorsun. Bu yüzden hep gülümseyerek cevap veriyorsun. Bazen aptal olduğunu düşünüyor… Biliyorsun, umrunda olmuyor. Hem ona söylesen anlayabilir mi ki, “Seni izlemekten ne dediğini anlamıyorum, gözlerin kelimeleri örtüyor, dudakların, saçların.” Kalabalıkta yürürken, ayrı yürümeyin diye omzundan hafifçe tutarken neler hissettiğini. Gece başını yastığının yerine onun omzuna koymak için her şeyi verebileceğini. Nerden bilebilir ki? Onun kokusundan başka kokuyu hissetmediğini, burnunu sızlattığını. Yanına giderken en az 1000 kıyafet değiştirdiğini, en sonunda eline geçen ilk şeyi giydiğini. “Nasıl gidiyor?” diye sorduklarında “Kötü gidiyor, bilmiyor, hiçbir şeyi bilmiyor. Anlamıyor, hissetmiyor, öldüğümü göremiyor.” demek yerine “İyi gidiyor.” deyip geçiştirdiğini ve bunu derken içinde ne fırtınalar koptuğunu. Bazen yataktan kalkıp, bir bardak su niyetine onun fotoğraflarına baktığını. Susuzluğunu giderdiğini. En mutlu anında yanında olmadığı için eksik hissettiğini. “Hoşçakal.” dediği zaman korktuğunu, daha sonra “Hiç gelmedi ki.” deyip korkunu yatıştırdığını. Kalbini istese kanlı kanlı ellerine vereceğini. Özlediğini. Köpekler gibi özlediğini. Nerden bilebilir ki?

Okulun son günü;

Başkaları,


Ben,

Matematikten anlayanları kıskanıyorum.
Hiç öyle “pijamayla sokağa çıkmam” gibi dertlerim yok çünkü bizim oradan yakışıklı çocuk geçmiyor.

Hepsini aktarmışlar sanki başka yere.

:/